Şifanın Kokusu Geliyor Aromaterapi (Yeni Asır)
Makale
17.09.2015
0 Yorum
Alerjiden astıma, depresyondan uyku düzensizliğine, dolaşım bozukluğundan tansiyon yüksekliğine kadar birçok rahatsızlık aromaterapi ile desteklenmektedir

Evet konu sağlık olunca bu başlık tam yerinde oluyor. Yüzyıllardır farklı amaçlar için kullanılan kokular aslında sağlık dağıtıyor. Son yıllarda yapılan çalışmalar ortaya konmuştur ki birçok hastalığın tedavi desteklerinde kokular da yer almaktadır. 

MISIRLILARDAN GÜNÜMÜZE 

Yeni yeni tekrar keşfedilen aromaterapinin tarihi aslında mısırlara kadar dayanmaktadır. Bu da 6000 yıllık bir geçmiş demektir. Bu dönemlerde mumya yapımında aktif olarak kullanılan aromaterapiyi daha sonraki dönemlerde de Çin uygarlığında bir ibadet ve şükran ifadesi olarak kullanıldığını görmekteyiz. Tedavi maksatlı ilk uygulamaya ise tam tarih belli olmasa da bu dönemlerden sonraki yıllarda Yunan medeniyetlerinde rastlanılmaktadır. 

MASAJDA İLK KULLANAN ROMA 

Yunanlılardan sonra tanınan aromaterapi Romalılar ile birlikte masaj uygulamalarında kullanılmaya başlandı. Bu süreçten sonra aktif olarak tedavi sahnesine girmeye başlayan aromaterapikler, son dönemlerde özellikle 1880'lerden sonra aktif olarak tedavi alanında yer almıştır. Bu tarihten sonra günümüz aromaterapisinin temelleri atılmış oldu. 

BİTKİLERDEKİ AKTİF MADDELER 

Bitkilerde birçok aktif madde yer alır. Ve bu maddelerin bazıları bitkilerin ana yapısında yer alırken, bazıları da bitkinin yaşam şartlarına göre ikincil olarak meydana gelirler. Aromaterapinin temelini oluşturan uçucu maddeler ise bitkinin ana yapısını oluşturan, bazen yağ, bazen de özüt yapısındaki kokulu maddelerdir. Bu maddeler bitkilerin çiçek, kabuk, tohum ve yaprak gibi birçok kısımlarından elde edilmektedir. Elde edilen bu maddeler bazen kokuları ile bazen dolaşıma destekleri ile bazen de cilt üzerindeki etkileri ile tedavi alanında kendilerini gösterirler. 

ÇOK AZ VE DEĞERLİ 

Hatta bu maddeler atmosferde yaygın olarak yer alır ve arının bal yapımı da dahil olmak üzere birçok çevresel işleyişi koordine eder. Bitkilerin yapısında çok az uçucu madde yer alır. Meşhurları arasında yer alan gül yağına baktığımızda 1 ton gül yaprağından 250 gr gül yağı elde edilir. Bu nedenle uçucu maddeler az elde edilen güçlü yapılardır. Yukarıdaki orandan da anlaşılacağı üzere 250 gr gül yağı 1 ton güle denk gelecek güce sahiptir. Fakat bu gücüne rağmen gülde yer alan çoğu etken madde gül yağında yer almaz. Bu nedenle de bitkisel tedaviler ile aromaterapi ne kadar birbirine benzese de birbirinden farklı şeylerdir. Bu değerlendirme de aromaterapi tedavi alanlarına kısaca göz atalım. 

HASTALIĞA DEĞİL BEDENE 

Bedenin dengelenmesi üzerine kurgulanan aromaterapi ile hem cisim bedenimiz hem de duygularımız tedavi hedefinde yer alır. Hatta aromaterapi ile stres ve depresyon gibi durumlarda dahi kalıcı tedavi destekleri ortaya konmaktadır. aromaterapötikler koku yoluyla beynin koku merkezini etkileyerek bedenin algısal ve zihinsel faaliyetlerini yönlendirir. Bu koordinasyon ile işleyişlerini organize eden beden, iyileşme sürecini ortaya koyar. Böylece beden kendi mekanizması ile tedavi edilmiş olur. Yani aromaterapötikler direkt bir şeyleri değiştirmek yerine bedenin değiştirmesine ve düzenlemesine yardımcı olur. Bu ifade ile şunu demek mümkündür. Aromaterapötikler hastalığa değil bedene yönelik bir yaklaşım sergiler. Yani aromaterapide hasta yok hastalık vardır. 

KOKU MERKEZİNİ UYARMAK 

Aromaterapötiklerin kullanım şekilleri talep edilen hedeflerine göre değişiklikler gösterir. Buna göre aromaterapötikleri bazen koku, bazen bir masaj kremi bazen şampuan bazen de sabun şeklinde görebiliriz. Aromaterapötiklerin bölge ve uygulama şekilleri ne kadar farklılık gösterirse göstersin aromaterapötiklerin kullanımındaki amaç beynin koku merkezini uyarmaktır. Bu amaç için uygulanan aromaterapötiklerin miktarı bölgelerine göre farklılık gösterir. 

DOKTOR KONTROLÜNDE 

Aromaterapötikler çok güçlü oldukları için ölçüsüz kullanımından kaçınmamız gerekir. Hatta bir çay kaşığı bazı uçucular zehirleme etkisi yapar. Bazı uçucu yağlar ise alerjiler oluşturabilir. Bu nedenle aromaterapötiklerin kullanımında dikkatli olmamız gerekir. Mümkünse doktor kontrolünde alımı önem arz eder. Fakat bazı kısa süreli ve az miktarlarda kullanımı sorun oluşturmayacaktır. Ama her ihtimale karşın dahili alımından uzak durmamız yerinde olacaktır. 

DİKKAT EDİLMELİ 

Aromaterapi faydası ile birlikte dikkat etmemiz gereken bazı unsurları da içerir. Dahilen kullanılmaması, direkt cilde ve göze temas edilmemesi, kullanılan aromaterapötiklerin üzerine yazı yazılarak çocuk ve hayvanlardan uzak tutulması ve kronik rahatsızlığı olanların hekime danışılması bunlar arasında sayılabilir. Aslında esas olan tedaviye ihtiyacımız olmadan hayattan lezzet almamızı destekleyen kokuları akıllıca hayatımıza sokmamız en doğrusu olacaktır. Bunun için de size uygun kokuları tanıyarak bu yolda ilerleyebilirsiniz. Şifalı ve güzel kokulu günlere... 

Emine Erdoğan aromaterapi çalışmalarını dinledi 

Artık ülkemizde de Fitoterapi (bitkisel tedavi) ve doğal tedaviler adına güzel şeyler yapılıyor. Sağlık Bakanlığının gecen dönem 15 tedavi sistemini kabul etmesi bunun en güzel göstergesi. Ayrıca üç gün önce sayın Emine erdogan hanımefendinin katılımı ile Bezmialem vakıf Üniversitesi bünyesinde fitoterapi merkezi devreye girdi. O açılışa katılarak Sayın Erdoğan'a biz de yaptığımız çalışmalardan bahsettik. 

Stresin ilacı yasemin, melisa, ardıç ve karabaş 

Bedenin ve duygusal yapıların koordinasyonunu sağlayan aromaterapötikler bedensel birçok rahatsızlıkta da aktif olarak görev alır. Bununla birlikte aromaterapötikleri en çok stres bozukluklarında görüyoruz. Stresin beden kimyası ve duygularımız ile olan bağlantısının bilinmesi aromaterapötiklerin bu alandaki etkinliğini de ortaya koyar. Çünkü beden bütünlüğünü hedefleyen aromaterapi stres organizasyonunda görevli olan kimyasalları ve neden olan alt yapıları ortadan kaldırır. Buna bağlı olarak stresin en iyi ilacı aromaterapi diyebiliriz. Birçok aromaterapötik streste kullanılabilir. Ama karabaş, ardıç, yasemin ve melisa uçucu yağları bunlar arasında en etkinidir. Bunlar arsındaki en etkinliği ise kişisel yaklaşım belirler. Çünkü, bazı yağların bazı insanlardaki etkileri farklı farklı olabilir. Bu nedenle size en uygun yağı siz seçebilirsiniz. Zaten koklayınca hoşunuza giden koku size uygundur. 

Vücut bakımından günlük temizliğe her alanda 

Masaj: 

Uygulamalarında, 30 cc sabit yağa (örn. zeytin yağı) 10- 15 damla uçucu yağ (size uygun) eklenir. bu karışım haftada bir- iki kez beden yüzeyine masaj yapılarak uygulanır. Bu uygulama ile hem kas-iskelet sistemimizin hem de duygusal yapılarımızın rahatlaması sağlanır. 

Banyo: 

Suya eklenen aromaterapötikler de stres ve bedensel problemlerde etkindir. Küvet yardımı ile toplanmış banyo suyunuzun içine 15 damla kadar eklenen uçucu yağ bu uygulama için yeterli olacaktır. Bu uygulamada dikkat edilmesi gereken yağın su içerisinde dağılması ve gözümüze temas etmemesidir

Sabun: 

Eklenen aromaterapötikler ile şifa kaynağı haline gelebilir. 200 gramlık sıvı sabuna 35-40 damla uçucu yağ gerekecektir.

Şampuan:

200 gram şampuana eklenen 40 damla uçucu yağ saç bakımında ve stres çözümünde etkin olacaktır. Uçucu yağa eklenen 40 damlalık çam esansı da saçlarımızın sağlığında daha etkinlik sağlayacaktır. 

Oda spreyi ve vücut kokusu: 

Bunun için kullanılan aromaterapötiklerin hem koruyucu hem de tedavi edici etkisi olacaktır. 100 cc'lik su içerisine eklenen 30 damla uçucu yağ bunun için yeterli gelecek ve içerisine katılan kokulara bağlı olarak da bir çok etki ortaya konacaktır.

 

Haberin tamamı için: http://www.yeniasir.com.tr/sarmasik/2015/09/17/sifanin-kokusu-geliyor-aromaterapi

Yorum Yap

GÖNDER
SON YAZILAR
Yüzme Havuzlarında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
10
Ağustos
Destekçilerimiz
16
Şubat
Bilgiden DNA’ya
13
Şubat
Bilgi Her Şeydir


SOSYAL MEDYA