Bulaşıcı Sarılık Nedir?
Makale
14.06.2014
0 Yorum

Halk dilinde “bulaşıcı sarılık” veya tıp dilinde “viral hepatit” denen hastalık, ''virüs'' denilen mikropların karaciğere yerleşmesi sonucu ortaya çıkar. Karaciğerimiz, vücudumuzdan zehirleri ve atık maddeleri söküp atan ve detoks yapan en önemli organımız olup, safranın ve birçok hayati maddenin yapımı dahil 500’den fazla görev yapar. Değişik yollardan, kişiden kişiye bulaşarak gelen sarılık mikroplarının yaptığı iltihap nedeniyle şişen bu çok değerli organımız tıkanır ve çalışamaz hale gelir. Bu nedenle başta savunma sistemimizin zafiyete uğraması, zehirleri attığı safrayı üretememesi, sindirimin büyük oranda yapılamaması gibi birçok sorunlar ortaya çıkar ve genel yapımız hasarlanabilir.

Yaşam şartlarının sağlıksız, gıda ve su hijyeninin kötü olduğu, kişisel bakımda ve kişilerarası temasta hijyene özen gösterilmeyen her noktada kolayca ortaya çıkan bu hastalık, dünyadaki en yaygın bulaşıcı hastalıklardan biridir. Birbirinden farklı virüslerle oluşan ve en sık görülenleri itibariyle “A, B, C, D, E, G tipi” şeklinde alfabetik olarak isimlendirilmiş olan sarılık hastalığının her biri ayrı bir mikrop tarafından oluşturulur ve birbirine dönüşmez. Bunların dışında da bulaşıcı sarılık oluşturan başka mikroplar da (Herpes, EBV, CMV gibi) mevcuttur.

Sarılık mikropları nasıl bulaşır?

Bulaşıcı sarılık mikroplarının bazıları ağız yoluyla (mikroplu yiyecek ve içeceklerle) bazıları da başka yollarla bulaşır. A ve E tipi sarılık yapan virüsler, daha çok hasta kişilerin dışkısıyla doğrudan temas etmiş veya bulaştığı suyla yıkanmış yiyeceklerin yenmesi, kirlenmiş su veya sıvıların içilmesi, hastaların mikrop taşıyan kirli elleriyle ve kirlenen eşyalar vasıtasıyla (bardak, kaşık, çatal, havlu gibi) diğer kişilere bulaşır. B, C, D ve G tipi sarılık mikropları kişiden kişiye kan yoluyla, mikrobu taşıyan hamile kadınlardan doğum esnasında bebeklerine bulaşabildiği gibi cinsel ilişki yoluyla da bulaşmaktadır. Bunların yanı sıra “kanla temas edebilen” maddeler bulaşmada çok ciddi rol oynar. Jilet, ustura, manikür-pedikür aleti, diş fırçası gibi bakım malzemeleri; tıbbi müdahalelerde kullanılan aletler ve özellikle enjektörler yoluyla da bulaşabilir. Tetkik veya tedavi amaçlı olarak vücuda batırılan iğnelerin, enjektörlerin, sağlık çalışanları başta olmak üzere başka şahıslara batması bulaşmada önemli rol oynar. Bu anlamda özellikle diş hekimliği uygulamaları büyük risk taşır.

C tipi sarılık büyük oranda kan yoluyla bulaşmaktadır. D tipi sarılık da genel olarak kan yoluyla bulaşır ve bu sarılığın oluşması için kişinin daha önceden B tipi sarılık geçirmiş ve taşıyıcı kalmış olması ya da B tipi sarılık mikrobu ile D tipi sarılık mikrobunun aynı anda vücuda girmiş olması gerekir.

 

Bulaşıcı sarılık hastalığının belirtileri nelerdir?

Sarılık mikropları vücuda girdikten sonra tiplerine göre 1 aydan 6 aya kadar uzanan bir kuluçka (hazırlık) dönemi sonrasında hastalığa yol açarlar. Sarılık hastalığı geçirenlerde oluşan gözlerde ve deride belirgin sararma, idrar renginin koyulaşması, dışkı renginin açılması gibi belirgin klinik bulgular bazen çok belirsiz olabilir. Hastaların bir kısmında nezle-grip benzeri yakınmalar, baş-kas ve eklem ağrıları, halsizlik, bulantı-kusma gibi belirtiler olur ve kişinin sarılık olduğunu aklına gelmeyebilir. Bazı hastalar ise hiçbir belirti yaşamadan sarılık geçirebilir. Özellikle B tipi sarılık geçiren hastaların çoğu hastalığı farketmeden geçirirler ve hastalığı vücutlarında taşımaya devam edebilirler. Kişinin sarılık mikrobunu taşıdığı daha sonra tesadüfen yapılan bir kan tetkiki sırasında (kan bağışı yaparken, başka bir nedenle tetkik yaptırırken, ameliyat öncesi tetkik yapılırken vb.) ortaya çıkar.

Bir kişinin bulaşıcı sarılıklardan herhangi birini geçirip geçirmediğini ve özellikle B tipi sarılık taşıyıcısı veya C tipi sarılık hastası olup olmadığını öğrenmenin tek yolu kan tetkiki yaptırmaktır.

 

Korunmak mümkün mü?

Bulaşıcı sarılıktan korunmanın en öncelikli yolu, temizlik kurallarına tam anlamıyla uymaktır. Özellikle dışkıyla kirlenmiş yiyecek içecek ve sularla bulaşan ve toplumda en sık görülen A tipi sarılığın mikrobu dış ortam koşullarına oldukça dayanıklı olduğu için, temizlik kurallarına kesinlikle uymak ve her ortamda, her koşulda el temizliğine özen göstermek korunmanın temel kuralıdır. A ve E tipi sarılıklardan korunmanın ön şartı; tuvaletten çıktıktan sonra ellerin mutlak surette çok iyi yıkanmasının yanı sıra temizliğine güvenilmeyen yiyecek ve içecekleri tüketmemek, çiğ yenen sebze ve meyvelerin temiz suyla ve özenle yıkanmasını sağlamak şeklindedir.

B ve C tipi sarılıklardan korunmada dikkat edilecek konuların başında öncelikle başkalarına ait jilet, ustura, tırnak makası, manikür-pedikür malzemesi, hızma vb. malzemelerin ortak kullanılmaması gelir. Bu yüzden berber, kuaför veya pedikür salonuna gidildiğinde kullanılan araç ve gereçlerin kişiye özel kullanılması, jilet ve benzeri kesici aparatların mutlak olarak kullanılıp atılması şarttır. Bunun yanı sıra batma ve delme ihtimali bulunan araç gereçlerin en ufak bir batma hadisesinin ardından mikroptan tam olarak arındırıldıktan sonra kullanılması gerekir. Ayrıca kantaşı denen eski tip kanama durdurucu malzemenin umumi kullanılmaması, kişiye ait olması gerekir.

Son zamanlarda çok yaygınlaşan piercing, dövme gibi uygulamalar bulaşmanın en kolay yollarındandır. Tam tıbbi sterilizasyon yapılamayan koşullarda bu tür uygulamaların sarılığı bulaştırması kaçınılmazdır.

Kişiler arasında kan yoluyla bulaşmanın kaynağı olan uygulamalar aynı zamanda HIV virüsünün (AIDS hastalığının) de bulaşma yolları arasındadır. Özellikle cinsel yolla bulaşma mekanizmasında aynı yolu izleyen bu hastalıkların yayılmasını önlemede tek eşlilik ve kondom kullanımı büyük önem taşır.

Bulaşıcı sarılıktan korunmanın en temel yollardan biri, hastalığa karşı önceden aşılanmaktır. Halen B ve A tipi sarılıklara karşı bağışıklık sağlayan aşılar ülkemizde bulunmaktadır. Kişi, hayatında birkaç kez değişik sarılık tipleriyle hastalanabilir. Örneğin A tipi sarılık geçiren biri, B tipi sarılık mikrobuyla karşılaşırsa ve bu hastalığa karşı aşılı değilse B tipi sarılık da geçirir. Herhangi bir tipte mikrobik sarılık geçirildiğinde, ancak o geçirilen sarılık tipine karşı bağışıklık kazanılır, diğer sarılıklardan korunma söz konusu olmaz. Benzer şekilde aşı yapıldığında da sadece yapılan aşıya ait sarılık tipinden korunma sağlanır.

Sarılık mikrobu taşıyan bir anne adayı için yukarıda söz ettiğimiz geçiş yolları düşünüldüğü takdirde, öncelikle doğacak bebek için yapılması gerekenler çok önemlidir. Sarılık taşıyıcısı annenin yeni doğan bebeğine doğumdan sonraki ilk 6 -12 saat içinde B tipi sarılık hastalığına özel bir serum ve B tipi sarılık aşısının yapılması mutlaka gereklidir. Böylelikle bebeğinizin doğum sırasında sarılık mikrobuna temas etmesi halinde hem o an hem de ilerisi için korunması sağlanmış olacaktır. Taşıyıcı olduğunu öğrenen anne adaylarının eşleri başta olmak üzere diğer aile fertlerinin bu hastalıkla ilgili tetkikleri yaptırmaları, gereği durumunda aşılanmaları unutulmamalıdır. Ayrıca sarılık taşıyıcısı bir annenin bebeğini emzirmesinde bir sakınca yoktur.

Evlilik öncesinde eş adaylarının B tipi sarılık için tetkiklerinizi yaptırması ve henüz B tipi sarılık mikrobuyla karşılaşılmamış olduğu anlaşıldığı takdirde 3 doz aşının mutlaka uygulanması yerinde olur.

 

 

Yorum Yap

GÖNDER
SON YAZILAR
Yüzme Havuzlarında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
10
Ağustos
Destekçilerimiz
16
Şubat
Bilgiden DNA’ya
13
Şubat
Bilgi Her Şeydir


SOSYAL MEDYA