"Gerçek İyileşmenin Peşinde"

Bütüncül tıp yaklaşımı Re-Generation Tedavi Metodu (RTM) sisteminin kurucusu Dr. Mustafa Yaşar, 1970 yılında İzmir’de dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de, 1988 yılında başladığı yüksek öğrenimini ise 1994’te Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladı.

Tıp eğitimi boyunca semptomları baskılayıcı tedavi anlayışını sorgulayan Dr. Mustafa Yaşar, okuduğu dönemde müfredatta yer almayan ancak hastalıkların oluşum süreçlerini araştıran Fizyopatoloji bilimi üzerine yoğun incelemelerde bulunmaya başladı. Bu incelemeler onun, hastalıkların asıl nedenlerini anlama yolunda attığı ilk adımlar oldu.

Aynı dönemde, bilgiye ulaşmadaki kısıtlı imkânlar dahilinde, özellikle kütüphanelerden elde ettiği kaynaklar üzerinden bitkisel tedaviler alanında çalışmalara başladı. Bu çalışmalar esnasında Hipokrat, Diascorides ve İbn-İ Sina gibi hekimlerin eserlerinden de faydalandı. Beden tiplerinin, hastalık ve tedavilerdeki etkilerini, hastalık, tedavilerin kişiye özel süreçler ile yürütüldüğünü o zaman fark etti: Basit formulasyonlar ile çok karışık görünen süreçler geriletilebiliyordu. Bunu uygulamak için eski hekimlerin tecrübelerindeki bilgilerden faydalanmak yeterliydi.

Aslında bu yaklaşımlar hastalıkların oluşum mekanizmalarına ışık tutuyor ve tedavi adına yapılması gerekenleri de şekillendirilmiş oluyordu. İlk bitkisel karışımlar da bu yıllarda oluşmaya başlamıştı. Bu süreçte ilk hastaları, arkadaşları ve yakın çevresi oldu.

Yeni Yapılar ve Yeni Yaklaşımlarla RTM, Her Geçen Gün Gelişiyor…

Eski eserler ve ustaların tecrübelerinde görmüş olduğu bir hakikat vardı: İnsana bütüncül yaklaşmanın hayatiliği ve hastalık yoktur, hasta vardır mottosu. Bu motto hayatı boyunca yürüyeceği yolda mihenk taşı oldu.

Mezun olduktan sonra ilk yola çıkmış olduğu fitoterapiyi geliştirmek için Ankara Üniversitesi Eczacılık Bölümünde Farmakognozi dersleri almaya başladı. Bu süreçte fitoterapinin geleneksel ve modern olmak üzere iki yaklaşımının olduğunu fark etti. Ayrıca modern fitoterapinin birçok ilaç hammaddesi olarak izole bir şekilde kullanıldığı fark etmiş olduğu diğer bir ayrıntıydı. Çünkü üniversite yıllarında birkaç izole yapı haricinde bu konu ile ilgili olarak fazla bir bilgi derslerde verilmemişti.

Üniversite yıllarında başlayan öğrenme süreci devam ediyor devam ettikçe de yeni bilgiler ediniyordu. İşler karışıyordu! Yoksa öze dönüş yolculuğu yeni mi başlıyordu? Hastalıkları bastıran modern bir yaklaşım, biraz doğal olsun diyerek bitkilerin içine dahil edildiği fitoterapi, geleneksel fitoterapi yaklaşımları, beden yapılarına göre uygulamalar…

Geleneksel tedavi uygulamalarına baktığında ise birçok ek yöntemin de tedavi adına uygulandığını da gördü. Bir taraftan Anadolu kültürel tedavi uygulamalarına göz atarken, diğer taraftan da dünyada yaygın kullanılan yöntemler üzerinde yoğunlaşmaya başladı. Yolculukta ilk durak ise akupunktur oldu.

İnsanlığı Bugüne Ulaştıran Geleneksel Tedaviler Gün Işığına Çıkıyor

Rusya, Kore ve Almanya’da aldığı eğitimler ile akupunktur bilgi ve tecrübelerini arttırarak, uygulamalarına başladı. Ancak sanki hala bir şeyler eksikti. Hasta uygulamalarında kullandığı akupunktur, WHO (dünya sağlık örgütü)’nun onay verilen bir yöntem olmasına rağmen birçok problemde etkin bir sonuç verirken bazen de yetersiz kalıyordu. Araştırmaları neticesinde aslında akupunkturun geleneksel Çin tıbbında bütünün bir parçası olduğunu gördü. Geleneksel uygulamalarda Akupunkturun eksik olduğu veya tamamlanması gereken durumlarda diğer geleneksel yöntemler (bitkisel kürler, kupa vb.) ile kombine edildiğini tespit etti. Yani uygulamalarda bütüncül bir yaklaşım söz konusuydu. Fakat modern uygulama ise ne yazık ki akupunkturu tek ve yalın olarak değerlendiriyordu. Hal böyle olunca bir mihenk taşı daha devreye giriyordu: “Hastayı değerlendirmedeki bütünlüğe ek tedavide bütünlük!” Yani nasıl ki hastayı beden, zihin ve ruhun da ötesinde, tüm bedenlerinde araştırarak hastalık izleri aranıyorsa, tedavi ederken de aynı şekilde bütünlük arz eden bir protokol yaratılmalıydı.

Şifanın İzini Sürmekle Geçen Bir Ömür

Peki yolculuk nasıl devam edecekti? Almış olduğu eğitimler yeterli diyerek duracak mıydı yoksa yolculuğuna devam mı edecekti. Tahmin edildiği gibi oldu, yolculuğuna da, araştırmalarına da devam etti. En etkin ve kalıcı tedaviyi ortaya koyabilmek için dünyanın dört bir yanında otuza yakın alanda, niş eğitimler aldı. Bu eğitimlerin her birinde, her eğitim sonunda “Aldığım bu eğitimde eksik olan bir şeyler var!” diyerek yoluna devam etti.

Nihayet 2000’li yılların başında, aldığı eğitimleri modern ve geleneksel yöntemler ile birleştirerek RTM TANI VE TEDAVİ MODELİ bugünkü haline ulaştı.

Yaşar, hastalarının yoğun ilgisi ve her geçen gün artan talep karşında, oluşturduğu tedavi sisteminin etkinliğini artırmayı amaçlayarak Konak ilçesinde yer alan muayenehanesini 2010 yılında Menderes bölgesine taşıdı. Aldığı bu radikal kararla, doğanın içinde, stresten uzak, geniş bir alanda hizmet vermeye başlayan Dr. Mustafa Yaşar Türkiye’de alanında bir ilke daha imza attı.

2019 yılında ise yine hastalarının yoğun talebi üzerine İstanbul Nişantaşı’na RTM Clinic adlı muayenehanesini açan Dr. Mustafa Yaşar, RTM sisteminin yaygınlaşması ve doğru anlatılabilmesi için RTM Akademi’yi kurdu. Bu kapsamda meslektaşlarına, sağlık profesyonellerine ve halka yönelik seminer ve eğitim programlarına başladı.

RTM sisteminin kurucusu Dr. Mustafa Yaşar, 20 yılı aşkın hekimlik tecrübesi boyunca, tedavi yaklaşımını mükemmelleştirme arayışından hiç vazgeçmedi. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde Farmakognozi alanında yüksek lisans eğitimi alan Yaşar, 1990’lı yıllardan bugüne Rusya, ABD, Almanya, Güney Kore, Hindistan, Kanada, İsviçre, İspanya, Azerbaycan, Fransa, Romanya başta olmak üzere 30’a yakın ülkede 40’ı aşkın eğitim aldı, eğitim verdi ve seminerlere katıldı.

Hem İzmir hem de İstanbul klinik yapılanmaları ile hastalarına ulaşan Dr. Mustafa Yaşar, RTM modelinin ana uygulama alanı olan fitoterapötiklerin (bitkiselllerin) doğru bir şekilde sunulabilmesi için de yıllar önce başlatmış olduğu Ar-Ge çalışmalarının sonucunda uluslararası standartlarda hizmet veren NATURİN firmasını kurdu.

Halen hem ulusal hem de uluslararası akademik süreçlerde çalışmalarına devam eden Dr. Mustafa Yaşar’ın, pek çok klinik çalışması da bulunmaktadır.

Dr. Mustafa Yaşar’ın kurucusu olduğu eşsiz RTM sisteminde kullanılan tedavi teknikleri, hastanın özel koşulları göz önüne alınarak ve en iyi sonuçlar hedeflenerek kişiye has, sistematik bir şekilde uygulanıyor. Teşhis ve tedavinin RTM’ye özgü dörtlü beden yapısının dikkate alınarak düzenlendiği sistemde, Dr. Mustafa Yaşar’ın uzmanlığa sahip olduğu akupunktur, kupa terapi, hirudo terapi, ozon terapi, PRP, proloterapi, manuel terapi / RTM manipülasyonları, osteopathy, craniosacral terapi, refleksoloji, homeopati, acupressure terapi gibi yöntemler; fitoterapi merkeze alınarak, birbirleriyle uyumlu ve koordineli bir bütün halinde kullanılıyor.