RTM ve Hastalık Kavramı

RTM sisteminde DNA kodları önemli bir yer tutar. Çünkü bedenin işleyişi bu kodlar ile organize edilmektedir. Hastalık kavramına öncelikle teknik detaylar üzerinden bakacak olursak, DNA kodlarımızda biri yapısal diğeri de fonksiyonel olmak üzere iki kod bilgisi yer alır. Yapısal kodlama ile bedenin saç, göz rengi gibi şekilsel boyutu oluşturulurken, fonksiyonel kodlama ile de nabız, tansiyon, solunum sayısı ya da hormonal değerler gibi bedenin hayata dair değerleri ortaya konuyor.

Peki bu değerler niçin önemli? Çünkü hayat, bu değerlerin norm hali ile şekil alıyor. Gülerken, ağlarken, koşarken, heyecanlanırken ya da vücudumuz bir enfeksiyona cevap verirken bu değerler devreye giriyor.

Hastalıklar Nasıl Oluşur?

Bu değerler iki kategoride değişime uğrar. İlki, yine kodlarda kayıtlı olan refleks cevaplar üzerinden gerçekleşiyor ve beden herhangi bir zorlanma karşısında hayatın idamesi için geçici olarak işleyişlerinde değişikliğe gidiyor. Örneğin heyecanlandığımızda dolaşımın hızlanması bunun en iyi göstergelerinden...

İkinci değişim ise yeni kodların ortaya koyduğu, yeni bilgilenme süreçleridir. Bu süreçler kronik değişimlerin olduğu gen süreçlerini kapsar. Buradaki değişimin amacı da aslında yine hayatın idamesidir. Örneğin, dokulara ihtiyaçlarını ulaştıran kan dolaşımı, damarlarda var olan kan basıncı ile sağlanır. Bu basınç dokulara ihtiyacı olan kanı ve içerisindekileri ulaştırır. Heyecan anında damar basıncının artarak dokulara ihtiyacı olan kanı göndermesi refleks olarak devreye sokulur. Fakat kanın yoğunluğunun arttığı bir durumda geçici basınç yükselmeleri bunu telafi edemez ve dokuların ihtiyacı olan kanı dokulara ulaştıramaz, bu da hayati tehlike yaratır. Sistem, hayatın devamına odaklı çalıştığı için kodlarda bu yeni değişimler ortaya konarak, yeni tansiyon değerleri oluşturulur. Bir nevi kanun hükmünde kararnameler ile yeni işleyiş değerleri belirlenir. Amaç hayatın idamesidir. Yani eski orijinal gen bilgileri ne kadar doğru ve hayat için ne kadar gerekli ise yeni konan değerlerde o doğruluktadır.

RTM sisteminde hastalık olarak isimlendirilen değerler aslında hayat için ortaya konmuş yeni ayar noktalarıdır.

Hastalık ve Tedavi Triadları

Hayatımızı tehdit eden birçok etken mevcut. Bu etkenler karşısında bedenimiz hayatın idamesi için yeni modellemeler ortaya koyar. Bu modellemelerin şekillenmesinde de, DNA kod değişikliklerini de içine alan RTM hastalık triadı devreye girer.

RTM Hastalık triadının üç ana ayağı yer alır:

1. Kirlenme,

2. Sistemsel bozulmalar

3. DNA değişimleri

Bu değişimler birbirlerini etkilediği gibi direkt etkenlere bağlı olarak da oluşabiliyor. Bu değişimlerin akabinde de hayatın idamesi için hücre ve dokuların yeni işleyiş süreçleri ortaya konur. Bu süreçlerin organize edilmesinde de birçok enzim ve hormonal değişiklik görev alır. Yine tansiyondan örnek verecek olursak, etkenler bedende kirlenme süreçlerini başlatarak dolaşım sistemi faaliyetlerinin bundan etkilenmesine neden olabiliyor. Bu etkileşim ile tehlikeye giren hayatiyetin sağlanması için beden DNA kodlarına, ihtiyaç duyduğu yeni tansiyon değerlerini yerleştiriyor. Bundan sonra beden yeni tansiyon değerleri ile yaşamaya devam ediyor. Hastalık olarak algıladığımız bu süreç aslında bedenin yeni hayati değerleri. Kısacası diyoruz ki hastalık yok, yeni hayati değerler var.

RTM’de Hasta Grupları

RTM çalışma alanında hastalar 3 grupta ele alınır.

Hareket Hastalıkları Olanlar: Üç grubun ilki ve en büyük çoğunluğunu oluşturan dilimi, hareket hastalıkları olarak tanımlanan, kişinin hareket kısıtlılığının onun günlük yaşamını etkileyecek derecede rahatsızlık verdiği durumların tedavisi. Bu grup için şunları söylemek gerekiyor; hastalar, hareket kısıtlığı şikayetiyle doktora başvurduklarında aslında bu rahatsızlıklarının sebepleri çok temel nedenlere dayanıyor.

Hareket kısıtlığını yaratan üç sebep sayabiliriz. Bunlardan birincisi yaralanmalar. Travma benzeri olaylarda eklem, kas ve bağ hasarları oluşabiliyor, bunlara bağlı olarak da eklem ve hareket kısıtları meydana geliyor.

Bir diğer sebep ise nörolojik rahatsızlıklar… Ne yazık ki MS gibi ALS gibi polinöropati dediğimiz, sinir sistemine hasar veren ve nörolojik deformasyona neden olan durumlarda da hastalar, kas ve iskelet sistemleriyle ilgili olarak rahatsızlıklar yaşayabiliyorlar…

Polinöropatik nedenlere dayanmayan fakat kişilerin hareketlerine kısıtlılık getiren bir başka durum da eklem ve kemik yapısındaki dejeneratif bozukluklar. Bunlara ayrıca yaşa bağlı olarak ya da erken yaşta gelişen bazı hormonal düzensizlikler sebebiyle oluşan hareket kısıtlılığı hastalıklarını da ekleyebiliriz.

Günlük Yaşamlarını Etkileyen Hastalıkları Olanlar: Rahatsızlıkları sebebiyle günlük yaşamı etkilenen hastalar, ikinci grubu oluşturuyor. Örnek vermek gerekirse huzursuz ayak sendromu dediğimiz rahatsızlık, bağırsak rahatsızlıkları, çölyak, kron gibi mide rahatsızlıkları, uyku apnesi ve kronik yorgunluklar bu sınıfta yer alıyor. Yani günlük yaşamı etkileyen, takip edilmemesi halinde hayati fonksiyonlara dahi etki edebilecek ancak diğer yandan altyapısı ve nedenleri doğrudan tanımlanamayan hastalıklar ve rahatsızlıklar da kişilerin yaşam kalitesi üzerinde ne yazık ki çok sıkıntı verici etkiler yaratıyor. Kanser hastalarını da içine dahil edebileceğimiz bu grup, tanı ve tedavi açısından çok hafiften çok ağıra, geniş bir skala oluşturuyor.

Koruyucu Sağlık ile İlgilenenler: Üçüncü ve son grup ise daha çok koruyucu sağlık modelini benimseyen, yani daha hasta olmadan sağlığını korumayı hedefleyen yaklaşımdaki hastalardan oluşur. Burada kişiler daha dinç olmak, sağlığını korumak ya da nesilden nesile ailesinde yaşanan rahatsızlıktan korunmak amacındadırlar.

Tüm bunlardan anlaşılacağı üzere, hastayı da hastalığı da kendine özgü bir vaka olarak ele almak, sürecin konforu ve güvenliği için en doğru yaklaşımdır.

Bu nedenle RTM, hastalığı değil hastayı tedavi etmeyi hedefler. Bu hedefe ulaşmadaki kararlılığımızı besleyen şey de hiç şüphesiz yöntemlerimiz.